Canın mı Sıkkın Senin?

Dünyanın yüzde doksan dokuzunda olduğu gibi sabah uyandığında; huysuz, sinirli, ters olan birisiyim. Ama bu cumartesi öyle güzel uyandım ki, üst kattaki çocukların sabahın köründe tavanı delme çalışmalarına bile “haylazlar sizi” diye tepki veriyordum. Camımı açtım. Ne boğucu bir sıcak, ne donduran bir soğuk… Kusursuz bir hava, mükemmel bir dinginlik vardı. Kuş sesleri duyuyordum. Böylesine güzel bir güne, güzel bir kahvaltı yakışırdı. Genelde üşendiğimden bir iki kahvaltılık malzeme çıkarırken, bu sefer dolapta ne varsa çıkardım. Omletler, pankekler, egg in basketler hazırladım kendime. Masaya oturdum ve ekmek olmadığını fark ettim. Normalde ekmek yerine geçebilecek şeyleri gözüm ararken –galeta, kuru pasta, sunta, ansiklopedi- bu sefer hiç erinmeden üstümü giyip kendimi dışarı attım. Hem bu vesileyle hava da almış olurdum.

Apartman görevlisine, güvenliğe, komşumuzun sürekli zırlayan sümüklü piç çocuğuna, kaldırımlara, dağa bayıra günaydınlar saça saça bakkala gidiyordum. Allahım kafayı yemek üzereyim, bu ne güzel bir sabah lan. Neşe pınarı olmuş akıyordum. Bakkala girip Sebahattin abiyle şakalaşıp atıştıktan sonra birbirimizi gaza getirip bir el de tavla attık. Normalde 3 yaşındaki çocukla bilek güreşi yaparken bile hırslanan, kazandıktan sonra “nası koyduma am çocuğu göd” diyen ben, kaybetmeme rağmen neşeliydim. “Akşama uğra da vereyim yine koltuğunun altına emaneti” dedi ve polo şekerimi ben giderken fırlattı. Şekeri yakalayıp ellerimizi aynı anda eyvallah manasında birbirimize kaldırdıktan sonra şekeri ağzıma atıp, az ötede top oynayan çocukları gözüme kestirdim.

Aralarına dalıp hepsini tek tek çalımlayıp, beşlik çaktıktan sonra kaleciyi de geçip topu çizgide durdurdum. Dönüp arkama baktım. 8 tane çocuk durmuş beni izliyordu. Dizlerimin üstüne kapaklandıktan sonra yerdeki topa kafa atarak golümü yazıp “Rooonaldoo ronaldo ronaldo mükkemmel bir golll” diye bağırarak eve doğru yöneldim. Ne kadar arkamdan “lan amınakoduğum sikti attı oyunu, yavşağın evladı, divane galiba” gibi sözler duysam da sözlerin hepsi kulağıma “allamm ne kral fitbolcu(göz bebekleri japon çizgi filmlerindeki gibi büyümüş ve titrek şekilde) 10 saniyede inanılmaz etkilendim ve hemen idolüm oldu(eller yüreğin üzerinde kenetlenmiş şekilde) olarak geliyordu.

Eve girdim. Kahvaltımı ettim. En dingin parçaları playlist’e attıktan sonra kitabımı aldım ve uzandım. Tam kahvemi yudumlayacakken telefonum çaldı. “Efendim. Uzanıyordum öylece. Herhangi bir planım yok. Olur, bir saate kadar oradayım o zaman. Görüşürüz.” Uzandıktan sonra çişim gelse “neyse yarın yaparım”, deprem olsa “kafama yastık koyayım bari” diyen ben, hiç düşünmeden arkadaşlarımla buluşup bir şeyler içmek için dışarı çıkıyordum. Yola koyuldum. Yoldayken sırasıyla “biz kellogs cocopops is-te-riz” “var mı nazo gibisi” “dabi dabi mısır çerezi” cingıllı reklam müziklerini icra ettim.

Olanca neşem ve sanki götüme kelebek kaçmışcasına kıpır kıpırlığımla buluşacağımız yere vardım. Bir iki hoşbeşten sonra arkadaşıma telefon geldi ve yarım saate kadar bir yere gitmesi gerekti. Bol jöleli, kuyu dibi siyahlığında kıvırcık saçlı, her an depresyona girme ihtimali olan, dilini pek anlamadığım Pelin’le başbaşa kalmıştım…

-İşte ben de ona dedim ki “sen asıl kendine bak” bu bir bozuldu, bir suratı düştü, görmelisin.
-Cidden çok acayip, kaliteli laf sokmuşsun. Tebrik ederim Pelin’cim.
-Aaa dur bak aklıma ne geldi. Bak şimdi sigaranı böyle dik tutup yukarı aşşağı yapınca eğer dumanı halka olursa “O” seni düşünüyor demektir. Yapsana öyle bi.
-Kim beni düşünüyor Pelin’cim?
-Ya yapsana sen
-(Hay sen sabır) al bak yapıyorum çıkmadı halka malka. Bu teoremin sahibi rüzgarı hesaba katmamış zannedersem.
-Hıı olmadı cidden. O zaman bak şey yap; sigaranın filtresini böyle ovala ovala sünger kısmında bi harf çıkıcak. Bakalım “O” kişinin isminin baş harfi çıkacak mı?
-Kimin isminin baş harfi Pelin’cim?
-Ya yap sen. Bu arada az önce soracaktım neyse dedim. Canın mı sıkkın senin?
-Yoo gayet iyiyim, o da nerden çıktı. Ovalıyorum ben bu izmariti.
-Ovala da... bilmem sanki bir şeye canın sıkılmış gibi geldi bana.
-Pelin, sapı sökülecek izmaritin bi bok çıkmıyo işte.
-Ovala sen biraz daha ben görüyorum çıkıyo bir şeyler. Böyle moralin bozuk ama söylemiyor gibisin. İçine atma.
-(Cin çıkacak amınakoyim hala harf diyo) gayet iyiyim Pelin’cim. Bak ne güzel sigara izmariti ovalıyorum, mis.
-Bana her şeyini anlatabilirsin. Senin sorunun benim sorunum. Yardımcı olurum ben sana. Aaa bak harf çıktı işte. “P”ye benziyo. “P” hatta.
-(Yarrağa benziyo, nerde lan “P”) Ben göremedim pek Pelin’cim. Neyse kalkayım artık ben de. Sonra görüşürüz zaten.
-Bi sorunun, sıkıntın olduğunda çekinmeden bana anlatabilrsin. Hayat değmez ufak tefek şeylere canını sıkmaya.

Koşar adım bulunduğun yerden çıkıp eve doğru yola koyuldum. İçimde nedenini bilmediğim bir sıkıntı vardı. “christopher nolan nolan, boynunda urganın olam, eğer başka yar seversen, buralarda nasıl duram, sivasınnn yollarınaa” diye içimden türkü söyleyip kendimi neşelendirmeye çalıştım. Olmadı. Eve yaklaştım. Ebesinin taraçası yokuşunu indim, pes cafeyi geçtim, bakkalın önünden geçerken, Sebahattin abi:

-Hoanes’im gel de tavlayı vereyim koltuğunun altına keh keh.
-Sebahattin abi allaşkına siktirgit başımdan. Zaten canım sıkkın...

15 yorum:

  1. Yazmış işte abi hatun sana seni çağıran arkadaşta işin içinde bak.

    YanıtlaSil
  2. “lan amınakoduğum sikti attı oyunu, yavşağın evladı, divane galiba” işte burası harika :)))))

    YanıtlaSil
  3. pelin sevişelim mi

    YanıtlaSil
  4. "bir kase cocopops is-te-riz" değil miydi o ya :(

    YanıtlaSil
  5. Pelin'e bak ya, hayat imha uzmani..

    YanıtlaSil
  6. shut da fuck up peliin!

    YanıtlaSil
  7. umut sarıkaya tadında yazıyon lan efferin.pelin'e de bir iki ayrıca

    YanıtlaSil
  8. nil karaibrahimgil den pelin adlı şarkıyı yolluyorum sana çiçeem=)

    YanıtlaSil
  9. ayy onu erkekler yapardı. zaman kötü bebeğim, kolla kendini =PP

    YanıtlaSil
  10. zavalli pelin, x e deger verme gotu kalkar diye bosuna dememisler, baska adammi bulamadin...

    YanıtlaSil
  11. pelin gününün içine etmeden önce olan kısmını okurken ben de bir neşelendim bir keydiflendim, yüzüme aptal bir gülümseme yerleşti, sanki o günü ben yaşamışım gibi. azğına sağlık, ne güzel anlatmışsın.

    YanıtlaSil