Gökyüzünden Görülebilen Devasa At Yarrağı

Ortaokulda sergilediğim hafızalardan silinmeyen gürgen ağacı performansımdan sonra; eğitim öğretim hayatımın bir bölümünü tiyatro, gösteri, hoppidi türü şeylerden kaçarak geçirdim. Aslında dekoru devirmem dışında başarılı bir gürgen ağacı sayılırdım ama bu başka bir yazının konusu. Şu an anlatmak istediğim farklı bir şey.

Lisemizin 19 Mayıs etkinliklerine katılacağını duymuştum. Beden eğitimi hocası, sınıflara girerek hangi sınıfların etkinliğe katılacağını söylüyordu. Gidip çalışkan sınıfları seçeceğini, bizim gibi sınıfının tavanında ayakkabı tabanı izi olan bir sınıfa uğramayacağını düşünüyordum. Derken bizim sınıf da seçilmişti. Sakinliğimi korudum, nasıl olsa elemelerde saçma sapan hareketler yaparak kendimi seçtirmezdim.

Beden dersinde elemeler yapılmaya başlamıştı. Çok sevgili orospuçocuğu beden hocamız basit komutlar vererek yapamayanları eliyordu. Çok zeki olduğumdan dediklerinin tersini yaparak eleneceğimi düşünüyordum. "Sağa dön" diyordu, ben pat sola dönüyordum. "Sola dön" diyordu, ben pat sağa dönüyordum. Hata yapanları tek tek eliyor, ben hala orada duruyordum. "Sola çark" diyor, slalom yapıyorum, "sağa çark" diyor pike çekiyorum, "uygun adım marş" diyor amuda kalkıyorum ama olmuyor, olduramıyordum. En son hocanın "kalanlar 19 Mayıs etkinliğine seçilmiştir" lafını duyduktan sonra ufak çaplı bir nöbet geçirerek yanına koştum. "Hocam ben o kadar hata yaptım, bence elenmeliydim, pek bilmiyorum ben öyle şeyleri" derken hocamın lafımı keserek mağrur bir bakışla söylediği şey; "senin orada olmanı istiyorum Hoanes"di. Adam duygusal film moduna girmiş; elin delisiyle, manyağıyla mı uğraşıcam diyip ardıma bakmayan bir yolcu gibi gittim.

Stadyumda oturup karton tutarak yazı yazarız, onda da en fazla ölü piksel olmak gibi bir saçmalığa imza atabilirim diye düşünürken; gösteride stadyumun ortasında figürler sergileyeceğimizi öğrendiğim anda içimde tek bir korku belirdi: tayt. Figür yapacaksan taytın olacak hacı dayı. Tayt giydirilecekmiş lafları iyiden iyiye okulda dolanmaya başlamıştı ki, korktuğum başıma gelmedi ve kıyafetlerimiz gayet normal eşofmanlardı. Yeter lan bitsin artık bu gerilim, ne olacaksa olsun diye ortalarda dolanırken, bir sabah çalışmalara başlamak için stadyuma gideceğimiz söylendi.

Sabahın köründe otobüslere toplaşıp Şile'de, ismini bilmediğim bir stadyuma doğru yola koyulduk. Stadyuma varmıştık. Çok sevgili orospuçocuğu hocamız etrafında bizi topladı. Çıkaracağımız şemaya göre dizilimlerimizi yaptı. Ve yapacağımız figür ortaya çıkmıştı: At olacaktık! Bir sürü adam toplaşıp at yapacaktık. Sevgili devlet erkanları stadyumun tepesinden bize baktığında "bak ne güzel at yapmış gençler" diyecekti. Sabah televizyonunu açan teyze tepeden çekilmiş kamera görüntülerini görüp bizi at sanacaktı. Çok sevimli bir at olacaktık. Çalışmalara başlamak için stadyuma girdik ki, arkadaş o ne giriş. Stadyum değil sanki cennetten bir parça. İçerisi alabildiğine yabana atılmayacak güzellikte kız doluydu. Sonunda burada olabilmek için kendime bir amaç edinmiştim. Birkaç günlük ar-ge çalışmalarımdan sonra gözüme kestirdiğim bir afet-i devranla doğaçlama konuşmaya girdim:

-kıyafetin ne kadar güzelmiş.
-teşekkür ederim. kelebek.
-efendim?
-kelebek diyorum. kelebek kostümü bizimki.
-çok güzel bir kelebekmiş ya. canlı renkli, mini etekli falan. çok güzel cidden.
-sen ne yapacaksın gösteride.
-at olacağım.
-nasıl at?
-binek at.
-at da çok güzel. provaya gidiyorum ben şimdi. bitince görüşürüz.

Gel zaman git zaman kelebekle samimiyetimi ilerletmiştim. Lakin daha fazla kaynaşamadan 19 Mayıs günü gelip çatmıştı. Gösteri zamanıydı. Sıram geldiğinde stada çıkıp at olacaktım. Sonrasında ise kelebeğimi alıp gidecektim. Çok sevgili orospuçocuğu hocamız komutu verdi ve birbirimize kenetlenmiş bir şekilde stada giriş yaptık. Enteresan figürlerle stadyumun ortasına ilerlemiştik. Bulunduğum yer; tam olarak atın cinsel organının olduğu yerdi. Şaha kalkma hareketimize geçiş yapılması için ikinci komut verildi ve yavaş yavaş ilerlemeye başladık. Tam o esnada kelebeğim yanımdan geçerek gülümsedi ve o gülümsemeye cevap olarak el sallamaya yeltenmemle beraber önümdekilere takılarak yana doğru yere kapaklandım. Stadyumun tepesinde şaha kalkmış at izlemek isteyen devlet erkanlarına, televizyon başındaki teyzelere şaha kalkmış bir atla birlikte ereksiyon olamamış bir cinsel organ izletiyordum.

Kelebeğim gözlerimin önünden uçup gidiyordu...

Belki gürgen ağacı olamamıştım ama artık kusursuz bir at yarrağıydım.

30 yorum:

  1. gülmekten altıma yapıcaktım. dur wcye gidicem!

    heh geldim.

    neyse diycek bişey kalmadı.gelince duygularım azaldı yazıya karşı.

    mucuk

    YanıtlayınSil
  2. At şeyine kelebek konar tatlım. Sabret. O da olur.

    YanıtlayınSil
  3. gerzek gerzek sırıtıyorum şu an. bide şu beden hocaları ne cins insanlardır öyle. nerde en gösteri yapmak istemeyen öğrenci var onları seçerler. benimde yüzlerce kişiye zorla vals gösterisi yapmışlığım vardır.

    artık televizyondan verilern tüm gösterileri izlicem, bu kadar enteresan olduğundan haberdar değildim.

    YanıtlayınSil
  4. Kullanılan görselin tasarımı akıllara durgunluk verici :)

    YanıtlayınSil
  5. Gunumuzde bir at siki kolay yetismiyor..bunun ustune gitmelisin.. Elbet basaracaksin..

    YanıtlayınSil
  6. at yarrağına kelebek konuyormuş az daha.

    YanıtlayınSil
  7. kusursuz at yarrağı adminim benim

    YanıtlayınSil
  8. milan 1
    barcelona alt olur

    YanıtlayınSil
  9. sen herkesin tuvaletinin gelme zamanına yakın yayınlıyorsun çözdüm =D =P

    YanıtlayınSil
  10. beden eğitiminde realizmin bir ekol olarak girişi o gün gerçekleşmiş :/ kelebek de konaydı romantizm de hakim olacaktı :/

    YanıtlayınSil
  11. hhahahha cok guldum..

    YanıtlayınSil
  12. Blogunda okuduğum ilk yazı buydu, güzelmiş. Ama üzülme, bir gün at yarrağına konacak bir kelebek te bulunur elbet :)

    YanıtlayınSil
  13. sakarlık yapmasan at yarağı kelebeğe konardı belkim:)Kitabın çıkınca havaya girip blogu bırakma emi...

    YanıtlayınSil
  14. Yalnız hocanın yaratıcı zekasına hayran kalmamak elde değil. At ve kelebek... Daha önce hiç denenmemiş, harika fikirler. Koca bir "vaoov"u hakettiler.

    YanıtlayınSil
  15. Kelebek konamamış oraya ne yapabilirsin ki artık o saatten sonra?

    YanıtlayınSil
  16. deli güldüm de; hikaye kısa filmde senaryo olabilecek kadar orjinal. tabi kısa film biraz kalın olur orası ayrı...

    YanıtlayınSil
  17. my heart will go on u söyleyip koraya girmiştim artık bir altoydum. ama olmadı yapamadım. gösteri günü hocadan nasıl kaçtığım geldi aklıma nefret ediyorum böyle etkinliklerden D:

    YanıtlayınSil
  18. hohoho süpermiş! nan hep derim daşşak gecme diye, aha daşşak olmuşun sonunda.. o gunden sona bölesin demi sen.. :)

    YanıtlayınSil
  19. töbeler ossun! düşman başına =)

    YanıtlayınSil
  20. yaw hadı atı gosteremedın atınkınıde mı gosteremedın yaw

    YanıtlayınSil
  21. hahahahhahahahahghshshahahahahha offfffffffffffffffff!!!!! karnım!!!

    YanıtlayınSil
  22. hep bi at yarağı olmak istemiştim

    YanıtlayınSil
  23. ooooffffffff yaaaa! altıma yapacaktım gülmekten :))))

    YanıtlayınSil
  24. Harbid"en Gidiklandim ama altima i$eme moduna girmedim yani
    Ben Paristen falanca ki$i

    YanıtlayınSil
  25. gülmekten sıçtım lan aksjhksjdhf

    YanıtlayınSil
  26. gülmekten güle döndüm dikenlerim çıktı

    YanıtlayınSil