Reşat Nuri Güntekin'in Ölümsüz Eseri: Fırıncının Kızı

Daha önce Fırıncının Kızı adlı şeyi duymuş ama bir anlam verememiştim. Kimileri bunun bir kitap olduğundan bahsediyor, kimileri ise eski erotik bir Türk filmi olduğundan... Ama neden fırıncının kızı? Neden manav, kasap, bakkal değil de fırıncı? Esnafsa onlar da esnaf. Bu seks kokulu konuyu, fırıncının küreği ve ortamın sıcak olmasına bağlamış ve kafamda kapatmıştım. Taa ki 1 hafta öncesine kadar...

Her zamanki güzergahımda ilerliyordum. Ebesinin taraçası yokuşunu indim, pes cafeyi geçtim, fırının önündeydim. Lakin bugün bir değişiklik vardı. Suratsız, sanki sincaplar tarafından gün aşırı tecavüze uğruyormuş gibi duran amcanın yerine; Lolita filminden fırlamış, zannedersem yirmili yaşlarda, yaşıtım, saçlarını ayırıp kafasının tepesinde iki top şeklinde toplamış sevimli bir kız vardı. "buyrunhoşgeldiniznasılyardımcıolabilirim" dedikten sonra ekmeğimi aldım ve gittim.

Öncelikle şunu belirteyim; paranoyak ya da "pelin kesin benden hoşlanıyo" gibi şeyler düşünen biri değilim. Genelde aksini düşünürüm hatta. Derken günler dünleri kovaladı. Bizim fırıncının kızı, fırının önünden her geçtiğimde önlüğünü çıkartıp kapının önünde enteresan figürler sergilemeye, her ekmek aldığımda daha fazla konuşmaya, sorular sormaya başladı. İlgimi çekmek için ağzındaki sakızı tükürüp semi-vole şeklinde vurmaya kalkışıyordu. Para üstünü verirken ısrarla elimi uzatmamı bekleyip, bozuk paraları avucuma koyarken tırnaklarıyla etimi koparıyordu. Galetaları kırıp kafama atıyordu. İyice çığrından çıkmıştı. Ama ben hala "yeni taşınmış, canı sıkılıyordur kızcağızın, arkadaş arıyordur" şeklinde düşünüyordum. Yine gayet sıradan bir günde fırına uğradım:

-Buyrun hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?
-Eppeh vir.
-Şansınıza ekmekler de yeni çıktı fırından, sıcaklarından veriyorum.
-Vir.
-Tava mı? düz mü? susamlı mı? susamsız mı?
-Normal.
-Açma, poğaça, galeta, simit, kuru pasta ister misiniz?
-Yoh.

Derken gözüme ekmek rafının en üstünde, altın kemermişcesine duran tandır ekmeği ilişti ve bir de tandır ekmeği istedim. "Ya size çok zahmet olcak ama, benim boyum yetişmez. tabure burda değil. İçeri gelip siz alabilir misiniz?" dedi. Ve içeri girdim. Kollarımı rafa doğru uzattım. Tam ekmeği alıyordum ki, birden arkamda bir sıcaklık hissettim. Belime sıkıca sarılmış ve arkadan bana dayıyordu.

Taciz ediliyordum lan resmen. İlk kez tacize uğradığımdan ne yapacağımı bilemedim. Ekmeğimi alıp dışarı fırladım ve Hülya Koçyiğit gibi koşma kararı aldım. Ekmeğimden bir parça koparıp ağzıma attıktan sonra kollarımı iki yana açıp, bir sağ omzumu öne, bir sol omuzumu öne atarak sendeleye sendeleye apartmana kadar koştum. Asansöre bindim. Her asansöre binen insan gibi küçük ekranda artan rakamları büyük bir hayretle izledim.

Eve girdim. Yüzükoyun kendimi yatağa atıp, hüngür hüngür ağlayarak güzel bir final yapacağımı düşündüm. Yatağa doğru yaklaştım. Gerildim, gerildim... Uzun atlayacaktım. Ne kadar yüksek atlarsam o kadar gösterişli olacaktı. Ve gözlerimi kapatıp yatağa doğru atladım. Adeta uçuyordum. Bir müddet havada süzüldüm. Heidi'nin bayır aşşağı koşarkenki surat ifadesi vardı yüzümde. Kafamı komodine vurmamla Heidi'nin sapık dedesini gördüm. İçime doğru, sessiz sessiz ağladım...

Nerde erkek hakları amınakoyim.

9 yorum:

  1. yihohoahahah... o son birayı içmeyecektin. o ekmeğin de kenarını ısırmayacaktın hatta. ve o kadar uzaktan yatağa uçmayacağdın. benim oda ufak olması sebebiyle uçamıyorum mesela yatağa.

    YanıtlaSil
  2. Ağlamayan çocuğa meme vermezler...

    YanıtlaSil
  3. "eppeh vir"

    alskdjalkdjlaskdjlasd

    YanıtlaSil
  4. Kızın dikkatini çekmek için naaptın doğruyu söyle :))

    YanıtlaSil
  5. ahhahaha :D:D azcıkda sız çekin

    YanıtlaSil
  6. ahahaha yerim hoa(hem adsiz hem isi laubalilige vurmus pislik)

    YanıtlaSil
  7. Nooluyo lan ... Bi şey annadıysam beni de taciz etsinler :P

    YanıtlaSil
  8. çok sakalmis be bana rastlasa mercimeğe fırına verirdim

    YanıtlaSil